DOLAR 8,56630.77%
EURO 10,46100.57%
ALTIN 521,520,65
BITCOIN 316839-6,65%
Aydın
21°

AÇIK

20:33

AKŞAM'A KALAN SÜRE

İlter Gözkaya Holzhey

İlter Gözkaya Holzhey

15 Mayıs 2021 Cumartesi

Küresel Göç

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Küresel Göç

Korona virüs salgınıyla gezegenimizde göç hareketleri duraklamış durumda. Mülteciler sınırlarda çadırlarda bekliyor. Avrupa Birliği Orta Doğu Asya ve Kuzey Afrika’dan gelecek göçleri engellemek için, komşu ülkelerde kalmalarını sağlama amacıyla anlaşmalar yapıyor.

Almanya Korona krizi gölgesinde sınır dışı işlemlerini sessizce yürütüyor.

Amerika Birleşik Devleti ile Meksika sınırında ailesiz çocuk sığınmacıların haberleri geliyor.

Hitler katliamında, Yahudi çocukları kurtarmak niyetiyle İngiltere’ye gönderilmişti. Yoksa o kurtulan minikler de öldürülecek ve bugün tarihi araştıracak, o zamanın şahidi olmayacaktı.

Sekiz milyar Dünya nüfusunun beş milyarı Asya, bir milyarı Afrika, 750 milyonu Avrupa, 600 milyon Kuzey Amerika ve 425 milyon Güney Amerika kıtalarında yaşıyor. Geleceğe yönelik ön tahmini araştırmalara göre çoğu Avrupa ve Kuzey Amerika’da tüm dünyada 5,5 milyar insan yerleşik kalabilecek. Yani 2,5 milyar nüfus göçmek zorunda kalacak. 2072 yılında en yüksek sayıya varılmış olacak.

Doğa ve çevre kirliliği etkisiyle, atmosferin ısınmasıyla kutuplarda buzullar eriyecek ve yerleşik kıyı kentleri su altında kalacak. Aşırı sel ve kuraklık tarım alanlarını imha edecek.

Açlık ve savaşlar yoksul halka göçten başka çare bırakmıyor.

Para vererek göçe engel olan endüstri ülkeleri doğanın varlığını gezegende tüketiyor. Yani göçe zorlayan, sebep olan, zengin ülkeler göçmen kabul etmiyor.

Almanya gibi zengin ülkelerde gittikçe yükselen sağ partiler, göçmen ve İslâm düşmanlığı ile parti programlarını yapıyor. Karşıt politikayla kendi kalelerine gol atıyorlar.

Yaşlı kıtaya, genç çalışma yaşında uzman emek insanları gelmezse, iş yerleri açılamaz. Emekli sigortaları emekli maaşı ödeyemez. Göçmen kökenli çocuklar olmasa, Alman öğretmenler işsiz kalacak. Göçmenlerle ilgili görevleri yapan yerliler, devlet dairelerinde en iyi makamlara gelemez. Yaşlılara bakacak kimse bulunmaz. Basında yazacak, medyada söz sahibi eski yerlilere konu kalmayacak.

Almanya ve diğer Avrupa ülkeleri yıllarca, göç ülkesi olmadıklarını söylediler. Halbuki gerçek öyle değildi. Göçenleri öteki yaparak sosyal sorunları hazırladılar.

Amerika, Avustralya ve Kanada kontrollü göç kabul ettiği için daha az sorunlu bugün.

Amerika bütün Dünya’nın en zeki öğrencilerini üniversitelerine çekiyor, ödülleri de adına, şanına uygun alıyordu. Ama son yıllarda yanlış devlet politikasıyla bu fırsatı elden kaçırdı. Artık en iyi üniversiteler Avrupa, Avustralya ve Asya kıtalarında.

Parag Khanna, Move kitabında tüm küresel bilgileri toplamış. Ütopi olan bazı düşünceleri gelecekte gerçek olabilir. Dünya’yı idare edecek bir meclis, hükümet kurulsa. Daha eşit paylaşım, hak ve adaletli dağıtım mümkün olur. Kimlikler dünya vatandaşı olarak verilse, insanlar istediği yere göçer ve yerleşir.

Berlin’den hiçbir ülke sınırında durmadan Türkiye sınırına kadar gittiğimiz yıllar tarihte kaldı. Korona önlemleri nedeniyle aynı şehirde bir ilçeden öteki ilçeye dahi gidemiyoruz. Ama umudumuz, bu krizden ders çıkararak küresel yaşamın mümkün olacağı günler gelecek. İnsanlık çok şey başardı, virüsün izi kalacak, ama bu da geçecek.

Göç hareketine seyirci kalmadan, gelecek medeniyeti aktif olarak ele alıp, eşit paylaşım sağlanmalıdır.

Yazara göre, coğrafya kader değildir, insanlık kendi coğrafyasını yapacaktır, yapmalıdır. Endüstri malları sınır tanımıyor, fakat insanlar sınırı geçmek isteyince duvarlar örülüyor.

Birey dünya vatandaşı pasaportu ile seyahat edebilmesi, şimdilik ütopi durumunda.

Batı ülkelerinde, adı ve görünüşüne göre öteki yapılan insanları en çok rahatsız eden soru, nereden geliyorsun. Ses tonu sen buralı değilsin, olamazsın anlamı veriliyordu, hâlâ veriliyor.

Parag Khanna göre, artık yakın gelecekte nereden geliyorsun, yerine nereye gidiyorsun, sorusu sorulacak. Göç akımı bunu gösteriyor.

McKinsey Global Enstitüsü’nün 2016 yılı aralık ayı verilerine göre, göçlerin çoğunluğu kıtalar içinde cereyan ediyor.

Batı Avrupa’da 12 milyon, Afrika 15 milyon, Güneydoğu Asya 10 milyon nüfus kıtalar içinde yer değiştiriyor. Güney Asya ülkelerinden Arap yarımadasına 15 milyon, Güney Amerika’dan Kuzey Amerika’ya 22 milyon göç kaydı var. En fazla göç alan ülke 23 milyon Rusya, çoğu dağılan Sovyetler Birliği ülkelerinden geliyor. Batı Avrupa’ya Ortadoğu ülkelerden gelen 10 milyon kayda geçiyor.

Siyasal bilim insanı, yazar Parag Khanna 1977 yılında Kanpur/Hindistan’da doğdu. Seçim kampanyasında Dünya Ekonomi ve Diş işleri konularında Barack Obama’nın danışmanlığını yaptı. Yüksek tahsilini Amerika’da tamamladı. Küresel ve siyasi konularda CNN uzmanı. New York Times, Washington Post ve Financial Times gazetelerinde sürekli makaleler yazıyor.

Bizim Asya Geleceğimiz (Unsere asiatische Zukunft), kitabı 2019 yılında çok ses getirdi.

En çok okunan ve satılan kitap listesinde ilk sırayı aldı. Bugün Nisan 2021, Singapur devlet üniversitelerinde ders veriyor ve ailesiyle orada yaşıyor.

Henüz kitabı okuyup bitirmedim. Öncü düşünen siyasal bilim insanı Parag Khanna, verdiği bilgi, öneri ve çare örnekleriyle, geleceğe ışık tutuyor. Böyle küresel anlamda bir kitabı ilk defa okuyorum. En kısa zamanda Türkçe’ye de çevrilmesi çok isabetli olur.

İngilizce’den Almanca’ya Norbert Juraschity ve Karsten Petersen çevirmiş.

Harita üzerinde sayıların gücü inandırıcı nitelikte, göç hareketini küresel değerlendirmek zorunlu olmuştur.

 

Hoşça kalın!

 

 

Kaynak ve tavsiye kitap:

Parag Khanna, Move (Das Zeitalter der Migration),

Rowohlt-Berlin Verlag, April 2021,

ISBN: 978-3-7371-0115-8

 

Henüz okumadım, ama tarih nereden geldiğimizi hatırlatırken, geleceğe yol gösterir:

Hans Riehl, Die Völkerwanderung (Der längste Marsch der Weltgeschichte), VMA Verlag, Wiesbaden

ISBN: 3-928127-25-X

 

 

 

 

 

 

Devamını Oku

PANDEMİ ÇOCUKLARI

0

BEĞENDİM

ABONE OL

PANDEMİ  ÇOCUKLARI

 

Almanya’da seksen ve yetmiş yaş üstüne aşı yapıldı. Acil servislerde yaşlılarda Korona virüs hasta ve ölüm oranları düştü. Fakat on altı kırk dokuz yaş arasında hastalık artıyor. Virüsün değişime uğraması ve daha hızlı bulaşması, başta doktorlar olmak üzere, uzmanları endişelendiriyor.

Dikkat yaşlıları kurtarmaya verilince, çocuklar ihmal edildi. Henüz çocuk ve gençler için aşı bulunmadı. Şu anda var olan aşılar on altı yaş itibariyle etkili.

Yavaşlayan hayat, her yerin hatta yuva ve okulların dahi kapanması minikleri yalnızlığa mahkûm etti. Yalnızlık da onları hasta ediyor.

Çocuk doktorları alarm zili çalıyor, küçüklerin sessiz çığlıklarını duyurmaya çalışıyorlar.

Televizyon, cep telefonu ve yeme alışkanlıklarını negatif etkiledi. Düzenli yemek saatleri yerini atıştırmaya bıraktı. Yanlış beslenme çocukların aşırı şişmanlamalarını sağlıyor.

Evde kaldığı sürede az hareket etmesi hastalıkları hızlandırıyor. Fiziki hastalıkların yanında psikolojik hastalıkları artırıyor.

Altını ıslatma, ishal ve kabızlık görülüyor. Ruhsal hastalıkların başında davranış bozuklukları geliyor. Ağlama ve inat etme nöbetlerine sebep oluyor.

Evde kalınan zamanda, doktor muayenelerinde bulaştırma korkusu nedeniyle doktora geç gidilmesi, hastalığı ilerletiyor, tedaviyi zorlaştırıyor.

Federal Almanya Maliye Bakanı, firmalara evde internet aracılığı ile çalışma önerdi. Bu nedenle veliler evde çalışıyor, böylece çocuklarına zaman ayırma zorlaşıyor. Küçüklerin üstünde kontrol kalkınca televizyon, cep telefonu ve internette geçirilen zaman uzuyor ve göz bozukluğuna zemin hazırlıyor.

Çocuk doktorları hemen önlem alınmazsa, gelecek toplumu sağlıksız olacak, uyarısını tekrarlıyorlar. Çocukların iyi beslenme, tahsil yapma, huzurlu aile hayatı gibi temel hakları korunmalıdır.

Federal Almanya Aile Bakanı, ailede kadın ve çocuğa yapılan şiddetin arttığını sebep göstererek, yuva, kreş ve okulların açılmasını sık sık dile getiriyor. Bu arada öğretmenlerin sağlığı düşünülmedi.

İyi ki sosyal medya var, halkın sesi duyuldu. Paskalya Bayramı tatilinde öğretmenlere aşı yapılması kararlaştırıldı. Devlet memuru öğretmenlere grev yapma yasağı var. Bazı eyaletlerde ücretli memur öğretmenler derse girmeme kararı almak istiyor. Amerika’da aşı olmadan öğretmenler çalışmaya zorlanmıyor.

Büyük anne ve babaları görememe yalnızlığı da çocuklarda ruhsal sorun yaratıyor. Onlara masal anlatan nine ve dedeleri var, ama pandemide ulaşılmıyor.

Alınacak önlemler şöyle sıralanabilir:

  1. Küçüklerin hareket etmesini sağlamak. Bunun için televizyon ve sanal yayınlar spor saatleri ayarlıyorlar.
  2. Yetişkinler çocukların önünde kavga etmemeli.
  3. Mümkün olduğu kadar ekranda uzun zaman kalmasını engellemeli, kitap okuma ve mektup yazma gibi uğraşılar teşvik edilmeli.
  4. Sosyal ilişkiler sanal alemde korunmalı, bilhassa büyük anne ve babaları ihmal etmemeli.
  5. ARD alfa gibi kaliteli yayın yapan TV kanalları sınıflara göre ders veriyorlar. Televizyonu okul gibi değerlendirmeli.
  6. Çocukları pandemi döneminde iyi korumalıyız. Çocuk ve gençler insanlığın geleceğidir. Son araştırmalar çocukların yedi yaşına kadar eşit paylaşım ve adalet duygulara doğal olarak var olduğunu gösteriyor. O halde onlardan yetişkinlerin öğreneceği çok şey var.

 

Küçükler açık olarak ifade edemezler. Pandemi döneminde, anne ve babayı kaybetme korkusu zihinde kalıcı bir ruh etkisi yapıyor. Anne baba ve büyük anne babaları aşı olduktan sonra miniklerde bir rahatlama görülüyor.

Sağlık, sosyal, politika bilim insanları uyarıyor. Zengin Batı ülkeleri aşı yaptırsa bile, diğer yoksul ülkelerde değişime uğrayan virüs hastalığı bulaştırmaya devam edecek.

Tedavi küresel olmadıkça, virüsün kökü kurutulamaz. Kapitalist ekonomi zengin ve yoksul farkını pandemide daha belirgin yaptı.

Dar evde oturan kalabalık ailelerde çocukların hasta olması kaçınılmaz. Evinde internet kullanma imkânı olmayan öğrenciler öğrenimde çok zaman kaybediyorlar.

Yoksul ailede büyüyen çocuklara yardım eden kuruluşlar, pandemiye rağmen çaba gösteriyorlar.

Evet bu günlerde geçecek, ama pandeminin kalıcı yan etkilerini sağ kalanlar görecek.

 

Sağlıkla kalın!

 

Bu konuda okuduğum makale:

Anna von Stefenelli, Pandemie, die Hilferufe der Jüngsten, Berliner Abendblatt Nr. 11, 20. März 2021, S. 5

www.abendblatt-berlin.de

 

 

 

 

 

 

 

Devamını Oku

Aldırma Gönül

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Aldırma Gönül

Bu şarkıyı bilmeyen yoktur, dilden dile dolaşır. Dara düşen her insanı teselli eder, zor durumda adeta çare gibi

kurtarır.

Metni, Sabahattin Ali 1948 yılında, hapiste yazmıştı. Uğradığı haksızlığa karşı kendi kendini avutmayı başarmış, topladığı enerji ile direnç gösterebilmiş. Geride unutulmaz eserler bırakmıştır.

Hapis yata yata, yollar gide gide biter.

Bitmeyen, sonu gelmeyen dram yoktur, fakat geride bıraktığı izler ve kalan yan etkileriyle yaşayan acısını bilir.

Gönlü ile konuşarak, gönlüne dert ve hayal dünyasını anlatıyor. Böylece yalnız ama kendini yalnız ıssız hissetmiyor. Gözü sekiz arşın kalınlığında taş duvarları aşıyor, gördüklerini sıralıyor. Açık denizleri, etrafında duvar olmayan uçsuz bucaksız yerleri, arıyordu.

Pandemi günlerinde evde kalan insanlar yalnızlık hissinden dolayı ruh hastası oluyor. Fakat çok okuyan bir insan yalnızlık duygusunu gidermekle kalmaz, insanlığa kalıcı eserler bırakır.

Klasik masallar çocuklar için yazılmıştır. Acımasız kötü olaylar, çok etkili ders verirler. Ruh bilimcileri çocukları korkutan, rüyalarına giren cadı ve devleri anlatan masalları okumaya, en erken dördüncü sınıfta başlanmalı, diyorlar. Aslında masal deyip, geçmemeli yetişkinler de masal okumalı.

Annette Kurschus, makalesinde Pamuk Prenses masalını hayalinde canlandırıyor. Yüz yıl uyuyan prensesi öpücüğü ile uyandıran prens, tüm sarayda uyuyup kalan insanları hayatlarına kaldıkları yer ve durumdan devam ettiriyor. Tavadaki et bile kızarmaya devam ediyor.

Koluma yapılan aşıyla uyansam ve kaldığımız yerden yaşama devam etsem, diyor. Sonra, ama asla hiçbir şey pandemiden sonra eskisi gibi olamayacağını kabul ediyor.

Gezegenimizde bugün Nisan 2021 itibariyle üç milyon insan boğularak, nefes alamayarak virüsten feci bir şekilde öldü. Aile fertleri, yakın dost ve akrabaları sayılırsa en az

on milyon insan teselliye muhtaç. Bu insanları teselli etmek oldukça zor. Yakınlarından vedalaşamadılar, cenaze törenleri bile yapılamadı.

Yas tutma zamana bırakılmalı. Acı çekene dost eli uzatılmalı. Teselli etme kültürünü iyi kavramak gerekir. Olayı, ıstırabı basit yapacak şeylerden, sözlerden uzak durmalı. Yasta olanın yanında olmak, susmak o anda söylenecek her sözden daha etkili olabilir.

Teselli kelimesi Türkçe’ye Arapçadan alınmıştır. Avunma avutma anlamında kullanılır. Teselli etmek, avutmak demektir. Teselli etmeyi resimle anlatmak mümkün değil, der yetişkinler. Çocukların dünyasına girebilen yetişkinler onlardan çok şey öğrenir, isterse öğrenmeye açık olursa. Potsdam Bilim ve Eğitim Yüksek Okulu’nda bilim insanı Karin Borck Anaokulu öğrencilerine resimle teselli etmelerini söylüyor. Çok ilginç resimler çizilip boyanıyor. Bir çocuk pompa ile üzüntüyü yok ediyor. En fazla yapılan resim, anne kucağında huzur bulan anne çocuk resmi oluyor. Ağlayan kardeşine sarılma ve şarkı söyleme unutulmamış.a

Korona virüs aşısı bulununca rahatlamıştık. Aşı dağıtımının zorluğu sonra ortaya çıktı. Hayalimde en sık düşündüğüm hikâye Nuh Peygamber’in Gemisi. Gemiye alınan, binebilen insanlar kurtulacak. Nesilleri tükenmeye maruz kalan bütün canlı hayvan ve bitkiler de kurtarılmalı. Hayatı pandemi sonrası yeniden canlandıracak olanlar, bu gemide canlı kalanlar. Aşı olanlar gemiye binecek ve yaşama devam edecek.

Pandemi sonrası kimi uyanan prenses, kimi uyandıran sevgisini gösteren prens olacak. Sevdiklerini, aile fertlerini, işlerini kaybedenler, iş yerlerini kapatmak zorunda olanlar sayısız olacak. Felaketi fırsat bilen kurnaz insanlar zengin olurken, birçok insan da açlık sınırında yaşamak zorunda kalacak.

Yalnız insanların değil, bütün canlıların sosyal varlık olduğu daha belirli anlaşıldı. Endüstri durma noktasına gelince aldığımız nefes havanın kirlenme oranı durdu. Temizlenmedi, fakat hiç değilse havanın kirlenmesine devam edilmedi. İnsanlık nefes almanın yaşam olduğu bilincini derinden hatırladı. Ağaçların kirli atmosferi temizlediği bilinci yerleşti. Alınan derslerle yola giderken, doğayı koruyacak önlemler iklim değişmesini yavaşlatacaktır.

İslâm dünyası Ramazan ayına hazırlanırken, Hıristiyan alemi Paskalya Bayramı kutladı.

Perşembe günü Roma hâkim kararıyla cuma günü İsa peygamber çarmıha gerilerek öldürülüyor. Pazar günü kocaman taşla kapatılan mezarında ölü bulunmuyor. O anda görülen melek, dirildiğini gökyüzünde babasının yanına uçtuğunu, söylüyor. Artık Tanrı onu koruyacak, o da insanlara doğru yolu, dua etmeyi, acıma, merhamet ve muhtaç olana yardım etmeyi, göstermeyi sonsuzluğa kadar götürecek. Bayramın sembolü olan yumurta, yeniden doğuşu anlatıyor. Çocukları sevindirmek için yumurtaları çeşitli renklere boyama geleneği yerleşmiş.

İncil’den alınan bu hikâyeye göre ölüm bir son değil, bir başlangıçtır. Yaşamın ölüme karşı savaşı kazandığını düşünmek, etkili bir teselli yoludur. Aldırma gönül, aldırma. Pandemi aşı ola ola bitecek.

 

Sağlıkla kalın!

 

Not:

Okuduğum ve kaynak olan kitap ve dergi:

Chrismon, Das evangelische Magazin, Nisan 2021

Sabahattın Ali, Bütün Öyküleri 2, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul 2001

ISBN 975-363-797-7

 

 

 

 

 

 

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.