DOLAR 8,56630.77%
EURO 10,46100.57%
ALTIN 521,520,65
BITCOIN 316839-6,65%
Aydın
21°

AÇIK

20:33

AKŞAM'A KALAN SÜRE

Gündüz Murgul

Gündüz Murgul

15 Mayıs 2021 Cumartesi

ÜMMETİN ADIMI

0

BEĞENDİM

ABONE OL

ÜMMETİN ADIMI

Aralarında tanıdıklarımın da bulunduğu birkaç kişi hararetli bir tartışmanın içindeler.  Yaklaştım, beni farkettiklerinde yer açtılar.  Sıcak sohbetin konusu İsrail’in Filistinlilere saldırısıydı.  Saldırıya karşı İslam aleminin birlikte karşı durmasından dem vuruyorlar, mezhep ayrılıklarının buna engel olduğunu söylüyorlardı.  Fikrimi sordular;”derin mevzu” diyerek geçiştirdim.

Akşama Dışişleri Bakanlığı’nın bu meseleyle ilgili demeci vardı; “…..  ümmet adım bekliyor” deniyordu.

Saldırıyı kınıyan İslami guruplar, “Ümmetin komutanı Hz Muhammet” pankartıyla yürüyorlardı.

Cumhurbaşkanı bir dizi görüşme yapmıştı, dikkat ettim; destek için arananların hemen hepsi Müslüman ülkelerin yöneticileriydi.

Mesele dinsel yönden değerlendiriliyor, bir çeşit “haçlı savaşı” olarak algılanıyordu, Filistin’deki çatışmalar.

Bu bakış açısıyla Filistin sorununa kalıcı bir çözüm bulmak olası değil.  Tam tersine hıristiyan alemi karşıya alınarak yeni yeni sorunlar yaratmaktan başka bir işe yaramayacaktır.  Tarihsel seyir izleyerek Filistin meselesine ayağı yere basan bakış getirmek çözümün ilk adımı olacaktır.

Filistin sorununun kaynağı Birinci Dünya Savaşı sonrasında neyse şimdi de aynıdır.  Kör Arap milliyetçiliğini kışkırtarak Türk askerinin kanını döktüren, binlercesinin gözünü oyduran aynı emperyalistler, şimdi de İsrail’i arkalayarak Ortadoğu’da stratejik üstünlük yaratmak amacındadırlar.  Araplar da değişmedi; dün nasıl İngiliz emperyalizminin iğfaline kapılıp din kardeşini boğazladılarsa, bugün de başta ABD emperyalizmi olmak üzere Batı’lı emperyalist devletlerin uydusu durumundadırlar.  Gaflet ve cehalet cabası.  Filistin mücadelesinin önderi  Yaser Arafat bile toprak satışlarını gereğince değerlendirmemiş; “Toprak satılmakla tükenmez” demek aymazlığına düşmüştür.

Başta Araplar olmak üzere bölge halkının iki temel sorunu var.

Birincisi, ülkelerini bölen, halkları birbirine düşüren, İsrail’i başlarına bela eden emperyalizmi gerçek mücadele edilmesi gereken güç olarak algılıyamıyorlar, hatta çoğunlukla işbirlikçiliğe soyunuyorlar.  İçlerinde İsrail’le işbirliği yapanlar da var.

İkincisi, uygar değiller.  Paraları var, ancak başta insan malzemesi olarak gelişmiş değiller.  Örneğin, modern silahlara sahipler, ama onları maharetle kullanacak insan malzemesine sahip değiller.  Hala yüzyılların karanlığı içindedirler; emirler, sultanlar, krallar, diktatörler tarafından yönetiliyorlar.  Çağdaş toplum olmanın göstergeleri olan demokrasi, yurttaşlık, laisizm, bilimsellik olgularının çok uzağındadırlar.  Böyle olunca da ellerinde tek silah olan dinselliği her sorunun çözümü olarak görmek durumunda oluyorlar.

Sadece onlar mı?  Son yirmi yılda biz de ülke olarak onlara benzemek için az “çaba” sarfetmedik.  Neyse ki, Cumhuriyetimiz sağlam temeller üzerinde sağlıklı kuşaklar yetiştirdiği için emellerine ulaşamıyacaklar.

Devamını Oku

BEKLEYİŞ

0

BEĞENDİM

ABONE OL

BEKLEYİŞ

Kamuoyu nice zamandır umut-umutsuzluk karışımı bir bekleyiş içine girmiştir.

Umutsuzdur; iktidarıyla muhalefetiyle siyaset figürleri güven vermiyor.  Kamuoyu anketlerinde kararsızların oranı hep yüksek.  Oyunu kullananların büyük bölümü “namus uğruna”  “evet” diyor.  AKP rejiminden umut kesilmiş.  Yine kamuoyu yoklamalarında kendi taraftarlarının en az üçte biri vaziyet için “çok kötü”  değerlendirmesini yapıyor.  CHP dersen bildiğimiz CHP.  Partinin ana eksenini oluşturan küçük burjuva sınıfının özellikle yönetim seviyesindeki çok parçalılık, bu partiye duyulan endişeleri kalıcı kılıyor.  Gelecek Partisi’nin örgütü var, ancak lider karizma değil.  Karizma Deva Partisi’nde var, ama onun da sağlam örgütü yok.

Umutludur; ülkeler de insanlar gibidir, umut olmazsa ayakta kalınmaz.  Üstelik bu ülke yakın tarihte görülmemiş bir zafer kazanmış, küllerinden yepyeni bir devlet doğmuştur.  Anadolu insanı ecdadını her değerin üstünde tutar; onlara karşı başı eğik duramaz, mutlaka umut ışığını yanar durumda tutmak zorundadır.

Umudu yeşerten bir başka etken de ülkenin sorunlarının iyi bir programı Cumhuriyet’in ilke ve devrimleri paralelinde çözüme kavuşacağına dair artık herkese ulaşan bilinç düzeyidir.  Halka güven vermeyen muhalefet, çözümleri bir türlü açık seçik ve kesin bir programla ezilen yığınların önüne koyamıyor, buna “koymuyor” demek de olası.

Örneğin, işsizlik yakıcı bir sorun.  Dünya ölçeğinde “su-gıda” en önemli stratejik öge olarak varlığını hissettiriyor.  Türkiye bir tarım ülkesi.  Kalkınma tarım ölçeğinde ele alınırsa, hem işsizlik sorunu çözülür, hem de pahalılık.

Yine şu günlerde “128 milyar Dolar nerede?” lafı dillere pelesenk oldu.  Öte yandan ülkenin taşı toprağı satılarak 62 milyar Dolar edinilmiş.  100 milyarca Lıra vergiyi sildiren yandaş iş adamları olduğu iddiaları var.  Türkiye’nin Dolar milyarderleri dünya basınını işgal ediyor.  “Nereden Buldun Kanunu?” çıkarılır, devletin talan edilen serveti gerisin geriye milletin hazinesine konur.

Anayasa’da “sosyal devlet” olduğumuz yazıyor.  Eğitim ve sağlık adım adım özelleştirilerek “sosyal” lafı sözde kaldı.  Halkın eğitimi ve sağlığı dar gelirli kesimlerden başlayarak parasız hale getirilir; ülke insanının beden ve beyin gücü kalkınmanın motoru olur.

Günümüzde siyasetin gücü parasal varlık üzerine kurulmuştur.  Meclis’e kazık çakan zenginden yana partilere hazine yardımı kaldırılır, emekçi kesimlerin de Meclis’de yer almalarını sağlayan düzenlemeler yapılırsa, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” savı ete kemiğe bürünmüş olur.

Halkın beklentisi salt AKP rejiminden kurtulmak değildir; ağırlaşan sorunların çözümü noktasında somut programlar/çıkışlar/önderlikler görmek istiyor.  Kuru kuruya “Adalet”,”Barış”,”Demokrası” ikna edici olmuyor.  Sorunları açık seçik ortaya koyup, bu sorunları çözen net mesajlar isteniyor.  Şimdi olmasa bile gelecekte sorunlara sahip çıkıp onları çözecek birileri mutlaka çıkacaktır.  “Mutlaka” diyorum, çünkü kamuoyu bekleyiş içindedir.

Devamını Oku

1 MAYIS VE “KUMARHANE KAPİTALİZMİ”

0

BEĞENDİM

ABONE OL

1 MAYIS  VE “KUMARHANE  KAPİTALİZMİ”

Ülkemin gençliğinin en az % 60’ının “3 B (borsa, bahis, bitcoin)” ile iştigal ettiği bir zaman diliminde 1 Mayıs’ı  “emeğin bayramı” olarak anıyoruz.

Ne yaman çelişki değil mi?

Yaşamlarının emek bakımından en yoğun yaşanması gereken gençlerimiz, emek vermeden kazanmak istiyorlar.

Bu duruma ekonomik krizin yol açtığı işsizliğin sebep olduğu kısmını bir kenara koyalım.  Burada asıl önemli olan hayatlarının en verimli çağında olan insanlarımızın giderek emeğe yabancı olmalarıdır.  Emeğin hamurunda yoğrulmayan insan hayatın gerçek anlamından uzaklaşmış demektir.  Onlar ne yazık ki, kan ter içinde üretmenin verdiği olağanüstü hazzı tadamayacaklardır.

Yalnızca gençlerimiz mi?  Yediden yetmişe insanımız gün boyu bahis batağında ömür tüketmektedirler.  “Ya çıkarsa!” aldatmacası yıllar yıllardır hükmünü yürütmektedir.

İnsanımızı “emekten soğutan” büyük bir kumar salonu haline dönüşen kapitalizmdir.  Sistem, günümüzde emeği acımasızca sömürmekten öte, ağır vergilerle, tüketici kredileriyle emeğiyle çalışanların feraha ulaşmalarının önünü tıkamış; geleceğini ipotek altına almıştır.  Ona tek çare bırakmıştır: piyangoyla, bahisle, totoyla, dijital parayla emeksiz-zahmetsiz köşeyi dönmek!

Hep ilgimi çekmiştir; yılbaşılarında piyangonun büyük ikramiyesi için, “Kazanırsanız ne yapacaksınız?” sorusuna ağzı kulaklarında ütopik cevaplar duymuşumdur.  Hiçbiri; “Ben öyle hazır parayı istemem, emeğimle kazandığımı harcamak isterim.” dememiştir.  Kapitalizmin aldatıcı pırıltısı gözleri o denli kamaştırmıştır ki, emeğin değeri gözden düşmüştür.

1 Mayıs’ı yaşadığımız bugün “bayram” yapmaktan öte kapitalizmle mücadele öne çıkarılmalıdır.  Sistem önümüze tek yol bırakmıştır: kumar.  Emekten uzaklaşan ülkemizde gidişat daha büyük yıkımlara doğru yönelmedir.  Sistem yıkılmadıkça emeğin değeri yerini bulmayacak; 1 Mayıslar şimdilerde olduğu gibi alanlarda hora tepmenin ötesine geçmeyecektir.  Böylesi bilince en başta emeği ile yaşayanlar kavuşmalıdır.

Devamını Oku

En fazla kızaran takım Antalyaspor! Tam 5 futbolcu….

En fazla kızaran takım Antalyaspor! Tam 5 futbolcu….
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Dağlık Karabağ’da 27 Eylül tarihinde başlayan savaş 44 günde Ermenistan’ın tarihi mağlubiyetiyle sona ermiş, yenilginin ardından Erivan’da başlayan protestolar Başbakan Paşinyan’a istifa çağrılarıyla günlerce devam etmişti.

Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.

Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.

“Dağlık Karabağ Azerbaycan’ın Ayrılmaz Bir Parçası”

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.

Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.

Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.

Ermenistan Yalnız Hissetmesin Diye Herşeyi Yaptık

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.

İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.

Bu bir alıntı metin örneğidir.

Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.

Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.

  • Rusya Devlet Başkanı Putin’in, “‘Dağlık Karabağ sorunu’ ifadesini bir daha duymamayı umuyorum” şeklindeki açıklamasına katıldığını bildiren Aliyev, “Ben de bu sözleri duymayacağımı umuyorum.
  • Umarım Dağlık Karabağ bahsi geçtiğinde, sadece kalkınmadan, savaşın sonuçlarının ortadan kaldırılmasından ve bir zamanlar birbirine düşman olan ülkelerin uzlaşmasıyla ilgili haberler duyacağız.” dedi.
  • Lavrov, üç ülkenin imza attığı bildirinin, bazı güçler tarafından kan dökülmesinin sonu, barışçıl yaşama geçiş, insani sorunların çözümü olarak değil, jeopolitik oyunların prizmasıyla yorumlanmaya çalışıldığını, bunun da çağdaş değerlerle bağdaşmadığını kaydetti.

Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.

Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Burası yukarıda ki görselin altyazı örneğidir.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.

  1. İstifa çağrılarına direnen Başbakan Nikol Paşinyan, dünyada hiçbir ülkenin tanımadığı Dağlık Karabağ’ın yöneticisi Arayik Harutyunyan’la görüştü.
  2. İkilinin buluşmasına dair yapılan açıklamada çatışmalar sırasında kaçanların geri dönmesi ve normal yaşamın başlaması masaya yatırıldı.
  3. Şimdiye kadar 25 bin Ermeninin Dağlık Karabağ’a geri döndüğü bilgisini veren Harutyunyan, savaşta ölen askerlerin ailelerine 600 dolar yardım verileceğini söyledi. 10 Kasım anlaşmasıyla statüsü tamamen belirsiz kalan Dağlık Karabağ Ermenistan tarafından bile tanınmıyor.
  4. Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki çatışmalar devam ederken Ermenistan’a verdiği desteği açıkça ifade eden Fransa Cumhurbaşkanı Macron ise hafta sonunda dikkat çeken bir ziyaret gerçekleştirdi.
Burası yukarıda ki videonun altyazı örneğidir.

Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.

Devamını Oku

Cristiano Ronaldo’nun akıllara zarar tüm kariyerinin istatistiğini çıkardık !

Cristiano Ronaldo’nun akıllara zarar tüm kariyerinin istatistiğini çıkardık !
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Dağlık Karabağ’da 27 Eylül tarihinde başlayan savaş 44 günde Ermenistan’ın tarihi mağlubiyetiyle sona ermiş, yenilginin ardından Erivan’da başlayan protestolar Başbakan Paşinyan’a istifa çağrılarıyla günlerce devam etmişti.

Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.

Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.

“Dağlık Karabağ Azerbaycan’ın Ayrılmaz Bir Parçası”

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.

Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.

Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.

Ermenistan Yalnız Hissetmesin Diye Herşeyi Yaptık

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.

İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.

Bu bir alıntı metin örneğidir.

Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.

Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.

  • Rusya Devlet Başkanı Putin’in, “‘Dağlık Karabağ sorunu’ ifadesini bir daha duymamayı umuyorum” şeklindeki açıklamasına katıldığını bildiren Aliyev, “Ben de bu sözleri duymayacağımı umuyorum.
  • Umarım Dağlık Karabağ bahsi geçtiğinde, sadece kalkınmadan, savaşın sonuçlarının ortadan kaldırılmasından ve bir zamanlar birbirine düşman olan ülkelerin uzlaşmasıyla ilgili haberler duyacağız.” dedi.
  • Lavrov, üç ülkenin imza attığı bildirinin, bazı güçler tarafından kan dökülmesinin sonu, barışçıl yaşama geçiş, insani sorunların çözümü olarak değil, jeopolitik oyunların prizmasıyla yorumlanmaya çalışıldığını, bunun da çağdaş değerlerle bağdaşmadığını kaydetti.

Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.

Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Burası yukarıda ki görselin altyazı örneğidir.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.

  1. İstifa çağrılarına direnen Başbakan Nikol Paşinyan, dünyada hiçbir ülkenin tanımadığı Dağlık Karabağ’ın yöneticisi Arayik Harutyunyan’la görüştü.
  2. İkilinin buluşmasına dair yapılan açıklamada çatışmalar sırasında kaçanların geri dönmesi ve normal yaşamın başlaması masaya yatırıldı.
  3. Şimdiye kadar 25 bin Ermeninin Dağlık Karabağ’a geri döndüğü bilgisini veren Harutyunyan, savaşta ölen askerlerin ailelerine 600 dolar yardım verileceğini söyledi. 10 Kasım anlaşmasıyla statüsü tamamen belirsiz kalan Dağlık Karabağ Ermenistan tarafından bile tanınmıyor.
  4. Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki çatışmalar devam ederken Ermenistan’a verdiği desteği açıkça ifade eden Fransa Cumhurbaşkanı Macron ise hafta sonunda dikkat çeken bir ziyaret gerçekleştirdi.
Burası yukarıda ki videonun altyazı örneğidir.

Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.