DOLAR 8,56630.77%
EURO 10,46100.57%
ALTIN 521,520,65
BITCOIN 316839-6,65%
Aydın
21°

AÇIK

20:33

AKŞAM'A KALAN SÜRE

Faruk Haksal

Faruk Haksal

03 Mayıs 2021 Pazartesi

Genelge Acep Nedir ki?..

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Genelge Acep Nedir ki?..

Kaynayan kurbağa örneğini biliyor musunuz?

Bilmiyorsak da aynen yaşayarak öğreniyoruz; öğrenmekteyiz.

Nasıl mı? Bilimsel deney –aynen- şöyle:

Bir kurbağayı kaynar bir tencere suya atıyorlar; ani şok etkisiyle kurbağa kendisini anında suyun dışına atıyor…

Sonra… Aynı kurbağayı soğuk su dolu tencereye koyuyorlar. Suyu yavaş yavaş ısıtıyorlar. Kurbağa mutlu-mesut yalanıp duruyor…

Yani kendisini bekleyen feci sonu algılayamıyor. Anca su kaynamaya yaklaştığında olanlar oluyor; birden durumu fark ediyor…

Ama vakit geçmiştir artık: Patlayarak ölüyor!..

Camilerde kurbağalar için sela okunma adeti yok ama, Tanrı taksiratını affediyor mu, bilinmez…

İşte bizler de kendi ülkemiz içinde, kendi seçtiğimiz yöneticiler tarafından yavaş yavaş ısıtılıyoruz.

Alıştırılıyoruz.

Önce parlamenter sistem ortadan kaldırıldı.

Sonra, hukukun-adaletin-yargı sisteminin geldiği yer herkesçe malum.

Derken kanun hükmünde kararnameler yayıldı çevremize; tek başına gece yarısı alınan kararlar, kararnameler, yasaların torbalara sığdırılmış halleri… Alıştık, alışıyoruz. Isınıyoruz; ısıtılıyoruz…

Şimdi ortaya bir de genelgeler çıktı…

Genelgelerle konan “emredici” kurallar çıktı.

Oysa hukuk devletlerinde emredici kuralları ancak yasalar koyabilir.

Yasaların altında da –uyulması gereken- bazı hukuk kuralları vardır. Ancak her hukuk devletinin anayasasında bu kuralların hiyerarşisi kesin bir biçimde sıralanmıştır:

  1. Anayasa
  2. Kanun
  3. Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi
  4. Yönetmelik…

Peki… Bu anayasal sıralama içerisinde genelge nerede?

Genelge Anayasa’da yok!

İdare hukukunda genelge şöyle tarif ediliyor:

GENELGE: yasa, tüzük ve yönetmeliklerin uygulanmasında yol göstermek, herhangi bir konuyu aydınlatmak, bir duruma dikkat çekmek gibi amaçlarla ilgili alt-idari birimlere [müdürlüklere] merkezi idare tarafından gönderilen yazıdır…

Danıştay şöyle diyor: “Genelge; bir Yönetmeliğe dayalı olarak hazırlanır ve Yönetmelik hükümlerine açıklık getirilmek suretiyle uygulamaya geçirilmesi amaçlanır”

Yani idare kendi idari birimlerine yönelik olarak genelge yayınlayarak kendi iç-işleyişini düzenlemektedir…

Yani genelgeler, kanun ve yönetmelikte mevcut olmayan kuralları koyamaz; düzenlemeleri yapamaz…

Yaparsa ne olur?

Yanıt yalın ve basittir:

  • Hukukun dışına çıkmış olur!

İdare, hukukun dışına çıkınca ne olur?

  • O ülkenin hukuk düzeni, insan hakları ve demokrasi karnesi sıfırlanmış olur.

Daha ne olacak ki?..

 

www.kelimelerintozu.com

farukhaksal@gmail.com

 

 

 

Devamını Oku

1 Mayıs Niçin Önemli?

0

BEĞENDİM

ABONE OL

1 Mayıs Niçin Önemli?

Bu yıl 1 Mayısı, Mayıs ayının birinci gününde meydanlarda coşku içinde kutlayamıyoruz.

Geçmiş yıllarda kutladık.

Marşlar söyledik, sloganlar attık, irili –ufaklı nutuklar söyledik.

Geldi geçti…

Ama…

Bize göre her yıl kutlanan 1 Mayıs, sıradan bir tören olağanlığına dönüşmüştür.

Oysa 1 Mayıs’ın anlamı, öncelikle işçi sınıfında ve hemen sonrasında da tüm emekçi sınıfların zihninde “farkındalık” yaratmanın bir vesilesidir; böyle olmalıdır.

Sıradan bir bayram olarak değil; bilinçlerimizi sorgulayacağımız önemli ve ciddi bir gün olarak kabullenilmelidir.

Neyi farkında olacağız?

Bu soru önemlidir; ufuk açıcıdır; geleceğin aydınlık ve ışıklı günlerini hedeflemektedir.

Bize göre öncelikle aşağıda sıraladığımız temel unsurların altı çizilmelidir:

1.- Yaşanmakta olan düzen, egemen sınıfların kurallarını koyduğu baskıcı bir ortamın ürünüdür.

2.- Yazılı ve sözlü medya – okullar – ekonominin dizginleri – adalet mekanizması – yasaların oluşması – ve sonuç olarak yönetim erkinin tümü, belirli bir sınıfın gücü, değerleri ve disiplini ile muhasara altına alınmış, zapt edilmiş bulunmaktadır.

3.- Bu sınıfın toplum nüfusu içindeki yoğunluğu çok azdır.

Ama yaratılan bütün ekonomik kıymetlerin mülkiyeti, kullanma hakkı bu küçük azınlığa aittir.

4.- Özellikle kültür alanındaki sınıf egemenliği, en sinsi, en tehlikeli ve etkili bir güçtür.

İşte emekçilerin sınıf bilinci bu gücün dolaylı baskısı altında inim inim inlemektedir.

1 Mayıslar, işte bu gerçeklerin farkındalığını yaratmalıdır. Ancak o zaman işçi bayramının ruhuna ve içeriğine ulaşmış oluruz.

Egemen sınıfın 1 Mayıslara olan karşı duruşu, bu farkındalığın yaratılması imkanından duydukları korkudan kaynaklanmaktadır.

1 Mayıs bayramı, sınıf bilincini idrak etmenin, bu anlamı zihnimizin içine yerleştirmenin günüdür.

Hatta bu da yetmez…

Sınıf bilincini, yaşamımızın merkezine yerleştirmemizin dönüm ya da başlangıç noktasıdır.

Sınıf bilinci kavramının merkezinde, ekonomik hak arama çabalarıyla siyasi mücadele arasındaki nitelik farklılığı yer almaktadır.

Bunların her ikisinin birbirlerinden tamamen ayrı olduğunu kavrama meselesidir sözünü ettiğimiz bilinç…

Emekçilerin ekonomik hak arama mücadelesi; ücret, çalışma süresi, emeklilik ve sair işçilik hakları konusundaki çalıştıkları işyerine karşı yürüttükleri bir mücadeledir.

Değerli midir? Tabii ki değerlidir.

Ama mücadele bu sınırı aşmaz ise, emekçilerin insanca yaşama ideali –asla- tam olarak gerçekleşmiş olamaz.

Yürütülen ekonomik mücadelenin, siyasi hedeflere yönelmesi ve bir egemenlik mücadelesine doğru evrilmesi gerekir.

Yönetimde söz sahibi olma hakkını talep etme bilincine erişmesi gerekir.

1 Mayıs, işte bu nitelikli toplumsal bilincin zihinlerde yeşermesinin bayramıdır.

Talebin esası, yürürlükteki düzenin derme/çatma bir tamiratının çok ötesindeki bir özgürlük ve adalet sorunudur.

 

Hepinizin ve hepimizin 1 Mayıs Emekçi Bayramı kutlu olsun.

 

www.kelimelerintozu.com

farukhaksal@gmail.com

 

 

 

 

 

 

 

 

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.